14 Şubat 2008 Perşembe

[Daughters_of_Ataturk] Kur'an Allah ile SAVAŞTIRILIYOR.

OKUNAMIYOR İSE BAKINIZ...
Başlık belki iddialı olabilir,ancak iddia ediyorum ki Kur'an,Allah(cc)ile savaştırılmaktadır.
Bunda en başta herkesin anlayamayacağı manalar yüklenme çalışmaları ile başlanılmıştır.

Kuran da Birbiriyle ilintili sözcüklerin Tekrarlanmış oranları(?) Bible code diye bir şey duydunuz mu? İlla ki duymuşsunuzdur.


Hatta öyle ki,sülükümsü kan pıhtısı "alak" bir hokus pokus ile embriyo oldu...

Şu her daim bahsettiğim parantezler yokmu?Parantez açmak artık cennete bilet almanın bir yolu haline geldi.Ör:Parantez içine (embriyo),(Baş)vs..leri koydun mu Cennet te yerin hazır demek oluyor..Ancak bu da yetmiyor,daha çok parantez açıp, daha çok çalışmaları gerekir ki cennette baş köşeyi işgal etsinler.
Peki kimdir bunlar,neden bu şekilde tevili amaç edinmişlerdir?
Bunları uzun uzun anlatmış idim yazılarımda.Geçiyorum.

Tıpkı Tevrât'ın lafızlarının gizli kodla kodlandığını, bu bakımdan değişmesinin mümkün olmadığını ileri süren Ortodoks hahamlar, onun bilimsel karakter taşıdığını iddia ettikleri gibi.(Adam, Yahudi

Kaynaklarına Göre Tevrat ve Yahudi Hayatındaki Yeri, s. 156)

 Şimdi burada Kur'an'a da şifreler,gizli manalar yüklenmesi elzem bir hal almıştır.
Neden?
Çünkü,herkesin anlamasının mümkün olmadığını iddia etmek ve islamın karşı olduğu bir ruhban sınıf yaratma mücadelesidir bu hareket.

Oysa ki Allah(cc)'nün direkt sözleri olduğuna inan müslümana sormazmıyım ki,allah neden sırlarla dolu bir kitap yollasın?
Zaten yarattığı bizlerin aklı kendine zor yetiyor iken,bir ulema sınıfı oluşsun,bu sınıfta kendi geçim kaynaklarını buradan sağlasın mı istemiştir?
Hayır değerli müslümanlar hayır?
Allah(cc),bir yerde söylediği anlaşılamayacak olma ihtimaline karşılık,başka yelerde de aynı anlamlara gelecek başka anlatımlar vermiş ve karmaşa ve ruhban sınıf oluşturma kapılarını kapatmıştır.
Sizler bunuyu örneklerle açıklamay açlışacağım.
Tabii ki Kur'an yorumlamak için birçok  kıstasın olması gereği bir gerçektir.İnkar edilemeyecek bir gerçektir.
Ancak Allah(cc)kullarını zorlamaktan,onları işkenceye tabii tutmaktan hoşlanmadığını da beyan ediyor.
Öyle ise bize düşen oturup okumak anlamaya çalışmak için çaba sarfetmek olmalıdır.
Şimdi kısa örneklerle başlayalım.
Kendisine veli edinenler,şef edinenler,vs..edinenlere Kur'an bu kapıyı defalarca kapatmıştır.
Lakin neden görmek istenmez?
Haberin olsun; halis /katıksız olan din yalnızca Allah'ındır. O'ndan başka veliler edinenler /şöyle derler: "Biz, bunlara bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Elbette Allah, kendi aralarında hakkında ihtilaf ettikleri şeylerden hüküm verecektir.

Gerçekten Allah, yalancı, kafir olan kimseyi hidayete erdirmez. (Zümer/3)

Onun zorlayıcı-gücü ancak onu veli edinenlerle, onunla O'na/ Allah'a ortak koşanlar üzerindedir. (NAHL SURESİ / 100)

Dinlerini bir oyun ve eğlence /konusu edinenleri ve dünya hayatı kendilerini mağrur kılanları bırak. Onunla /Kur'an'la hatırlat ki, bir nefis, kendi kazandıklarıyla helake düşmesin; /böylesinin Allah'tan başka ne bir velisi, ne bir şefaatçisi vardır; her türlü fidyeyi verse de kabul olunmaz. İşte onlar, kazandıkları nedeniyle helake uğrayanlardır; küfre saptıklarından dolayı onlar için çılgınca kaynar sular ve acıklı bir azab vardır. (EN'AM SURESİ / 70)

Öyleyse, Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir? Kitap'tan kendilerine bir pay erişecek olanlar bunlardır. Nihayet elçilerimiz, hayatlarına son vermek üzere kendilerine gittiklerinde onlara diyecekler ki: "Allah'tan başka taptıklarınız nerede?" "Onlar bizi /yüzüstü bırakıp-kayboldular" diyecekler. /Böylelikle Bunlar, gerçekten kâfirler olduklarına kendi aleyhlerinde şehadet ettiler. (A'RAF SURESİ / 37)

Sonra siz, birbirinizi öldürüyor,bir bölümünüzü yurtlarından sürüp-çıkarıyor ve günah ve düşmanlıkla aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size esir olarak geldiklerinde onlarla fidyeleşiyordunuz. Oysa onları çıkarmanız, size haram kılınmıştı. Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne

inanıp da bir bölümünü inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya hayatındaki cezası aşağılık olmaktan başka değildir;kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah,yaptıklarınızdan gafil değildir. (BAKARA SURESİ / 85)

İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider ve kalbindekine rağmen Allah'ı şahid getirir; oysa o azılı bir düşmandır. (BAKARA SURESİ / 204)

Şimdi anlaşıldı mı acaba,Allah(cc)nün tekraren neden aynı anlamlara gelecek sözleri yeniden ve başkaca yerlerde de söylemiş olması.
Yani Tevrât'ın lafızlarının gizli kodla kodlandığını, bu bakımdan değişmesinin mümkün olmadığını ileri süren Ortodoks hahamlar ve benzeri hristiyan müslümanların da aynı şeyleri yapmaya çalıştığı acaba anlaşıldı mı?
Yani kendine faydası olmayan alim bozuntusu,ulema artıklarının neden böyle sırlara yönlendiğini,bir şifre dizisinin senaristliğini yaptığını acaba anladık mı?
Bunların çıkar,menfaat savaşları içinde olmalarından dolatyı gerçekleri elbetki saklıyacaklardır.
Düşününüz ki size bir ülke yönetimi verildi.lakin böyle bir bilgiye sahip olmayı bırakın,dünyadan haberiniz yok.Tek bildiğiniz çıkar ilişkiler ağı oluşturmak.
Ne yapardınız?
Ülkeyi koskoca Türk milletini ya da başka bir topluluk olsun,nasıl yönetirdiniz?
Tıpkı basiretsiz,bilgisiz,ahmak insanların hasbel kader bir işin başına yönetici atanması gibi.
İşte onlarda yönetimin bir bilgi,donanım işi olduğunu bilmediklerinden,bu bilgisizliklerini despot uygulamalarla örtbas etmek zorunda kalacaklardır.
İşte iş bilmeze de böyle ülke yönetimi es kaza verilmiş olursa,hele hele de akli melekelerini kullanmakta zaman zaman zorluklar yaşıyor iseniz,yandı gülüm keten helva.
Tabii ki insanları birşeylerle korkutman,avutmak zorunda kalırsınız.Size millet boş bir zamanını bulabilir de,ne oluyor kardeşim bu ülkede,neden ekonomi çöküyor,dış ilişkierde neden müstemleke valileri gelip gelip milleti tokatlayıp gidiyor gibi sorularla karşılaşma ihtimaliniz çok

yüksektir.İşte sizi kurtarıcı olan yine tüm alemlerin kurtarıcısı yüce allah(cc)yü çıkarlarınıza istediğiniz gibi alet edebilirsiniz.Allah(cc)ile korktutmak sureti ile,onun söylemediklerini

vs..safsataları milletin önüne atarsınız millette onu kemiriken siz dilediğiniz satışı da yaparsınız,dilediğiniz imam bozuntularını hak etmediği yerlere de getirebilirsiniz.
bakınız işte size ülke yönetimi verildiğinde ve buna hazırlıklı değilseniz bir seçenek sundum.
Görüyorsunuz ki insanları avutmanın,uyutmanın en güzel seçeneği inançlarıdır.
Hele hele de Tevrât'ın lafızları,gizli kodları,ortodoks hahamlar misali hacı-hoca takımı uyduruk müsvette ulemeları da arkanıza aldınız mı olay bitivemiştir.
Neyse fazla kafauzatmayayım.
İddia ediyorum ki Kur'an baş örtüsüne de karşıdır.
Değil başını ört demek,taraf olmak tamamen karşıdır,kur'an laiktir,İrticaya tamamen karşıdır.
Bakacağız,Öncelikle Kur'an yorumlamak için ne gerekir,kimler ne demiş konusunda

yazdığım bir yazımdan bazı paragrafı alıntılayım.

Konuyu bitirmeden,birtakım açıklamalara daha gereksinim vardır.

Kur'an'da başörtüsü konusunu anlamak için bazı açıklamalara da ihtiyaç vardır.
Bunlardan öncelikli olanı ise bahsedilen hangi ayet olursa olsun çıkartılmak istenen anlamın Vücup(kesin emir)ifade ettiğinin anlaşılmış olmasıdır.Tıpkı Nur suresi 31.ayette ki hımar(hamr)sözcüğünün neyi kastettiğinin anlaşılması gibi.
Burada hımar derken her nekadar örtü anlaşılsa da bazı kaynaklar bunun başörtüsü olabileceğini de ifade etmektedirler.
Örnek olarak bakılması gereken bazı eserler vardır.
Özellikle Ebû'l-Âla Mevdûdî,Kur'ân'a göre Dört Terim,İst.1981,(4.bsm.);ayrıca,Burada İbn-i Faris'in Makayisu'l Lugat; İbn-i Side'nin el-Muhassıs ve İbn-i Manzur'un Lisanu'I-Ardh isimli eserlerinden oluşan yazılara bakabilirsiniz.
Tabii ki anlatım ağır gelecek derseniz o vakit biraz açalım.
Büyük müfessirlerden kabul edilen Fahreddin-i Razî  Vücup konusunda yaklaşık olarak şöyle izahta bulunmaktadır.
Emir kipi(Vücup)kullanılsa dahi kesin hüküm çıkartabilmek için 13 şart içermesi gerekiyor demektedir.Bu arada şunu da belirtelim,Molla-yı Cünûn (Cinnet, delilik mollası)Fahrettin-i Razi'ye bin kusur bulduğu rivayet edilir ve gerçi onun,İbn-i Melek'i yerin dibine geçirdiği de rivayet edilirya, neyse bilgi olarak verelim istedim.bakarsınız bu tarz bir eleştiri gelebilir ihtimali ile.
Hülasası olarak görülüyor ki,İbn-i Manzur-Lisanû'l Arab,Lisanu´l arab-ibni manzur veya el-müfredat-ragıp el-isfehani gibi;Kuran´da geçen Arapça bir kelimenin o dilde hangi anlamlarda kullanıldığını açıklayan kaynaklara bakmadan açıklamak eksik anlamlar çıkartmaya neden olacaktır.....
Özetleyecek olursak bahsedilen kelimenin iştikak yolculuğunu iyi bilmek durumundayız.
İştikak:Etimoloji,bir kelimenin geçirdiği tarihi macerası,yarılmış bir şeyin bir bölümünü alma,aynı kökten çıkma,türeme,aynı kökten gelen sözcükleri bir arada kullanma sanatı diyebiliriz.Örfi manasını(iştikak-i manasını) iyi araştırmadan yapılan yorumlar ya eksik ya da yanlı yorumlar olacaktır.
Başka deyişle bu konu aslen İcap ve Kabul meselesi olmaktadır.Geleneksel icap ile,şer-i icap arasındaki farkı da iyi anlamak gerekir.
Konu hakkında detaylı bir anlatımı şu adreste bulacaksınız.
http://kitap.ihya.org/genel/samil.php?an=833&g=16WQ&s=17&t2=oku&t3=icap.ve.kabul&t4=
Benim için son söylenecek olan herzaman dediğim gibi Allah(cc),bir yerde söylediğini başka bir yerde yalanlamaz.
Öyle ise bir çoğunun yaptığı ve neredeyse ayetlere,bazende hadislere dayanak teşkil ettirilmeye çalışılan,rivayetlerle uydurulan söylem hiç yakışık alır mı?
Yani,Kur'an hiç,hür kadın başını örtsün,cariyeler başını açsın der mi?Diyebilir mi?Mümkün ve muhtemel değildir.
Yani Allah(cc)nün katında en makbul olanınız kim diye sorsalar verecek yanıtı benim vermeme gerek dahi yoktur.O yanıt yine Kur'an'da verilmiştir.
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla:

Şüphesiz, Allah'ın Resûlü'nün yanında seslerini alçak tutanlar; işte onlar, Allah kalplerini takva için imtihan etmiştir. Onlar için bir mağfiret ve büyük bir ecir vardır. (HUCURAT SURESİ / 3)

Demek ki takva sahibi olmak ahkam kesmek demek değilmiş.Takva görüldüğü üzere allah(cc)ile insan arasında imiş.Yani takva insan ile insan arasında olmuyor,olamıyormuş.
Önüne gelenin yorumlaması,tevilcilerin hortlaması Kur'an'ın bu günki hallere gelmesinin en büyük mesullerindendir.
Adam farklı anlıyor farklı yorumluyor.

Devamı ve tamamı için bakınız...

http://ahmetdursun374.blogcu.com/4261500/
Şimdi de kur' an irtica için ne demiş:
Yine bu konuda bir yazımdan alıntı yapacağım.
Kur'an geriye dönmek hakkında ne demiş.Ne diyor da biz anlamıyoruz.Ya da anlamları mı karıştırıyoruz bunu inceleyeceğiz.
       Ancak bir konuya da dikkat çekmek istiyorum.Biz laik iz diyerek dinden kendimizi bağımsız,dinsiz gibi algılattırmak isteyenlerin amaçlarını da öncelikle incelemeliyiz.
Başka bir deyişle bizim dinle işimiz yok,çünki laik düşünceliyiz demek Ilımlı İslamcıların istediklerine boyun eymek anlamındadır.
Anacak unutulmamalıdır ki dini bir sistemle de devletin işleri düzenlenemez ve yürütülemez.
Yani dini bir düzenleme ne yazık ki o dinden olmayanlar için de sıcak bir bakış açısını içermez.

Hatta bir hırsız gelir de dini yönetimde olan bir ülkede söz sahibi olursa o halde hırsızlığı bu din öngördü diyebilirmiyiz?Buna meydan verebilirmiyiz?

O halde inanç kökenli bir yönetime evet dememiz ne kadar doğru olur ve bu evet bizim inançlarımıza nedenli zarar verir?

yani inançlarımızı işte din budur ,böyle din olmaz olsun sözleri ile karılaştırmamak için bundan sakınmalıyız.
Dinsiz olmak başka bir olgudur.İnançsız olmayanların ya da başka deyiş ile farklı inançlara mensup olanların da yaşam haklarını tabii ki islam da savunmaktadır.
Ancak laiklik kavramını çok iyi inclemek durumundayız.Bu konu hakkında daha evvel yazdığım için bu kısmı şimdilik kapatıyorum.
     Bakalım Kur'an İrtica için ne demiş?
Kur'an dilinde bu konu, İrtidad kelimesinde anlamını bulmuştur. 

İrtidad: Geri dönme, vaz geçme. Terim olarak, kişinin İslam'a girdikten sonra küfre dönmesi, tevhidi bırakması.

Düşmandan korkup kaçma. Alçalma, düşüş, çöküş, tereddi, gerileme, rücu.

Tevhid şu ayetlerde geçmektedir.
(AL-İ İMRAN SURESİ / 64), (NİSA SURESİ / 125), (ZUHRUF SURESİ / 28),

Tereddi ise  (LEYL SURESİ / 11) de geçmektedir.

 

Tereddi: Gerileme, çöküş, düşüş. Terim olarak, kişinin İslam'ın izzet ve şerefine mensup olduktan sonra geri dönmesi, alçalması. Dejenerasyon.

     Şimdi de diğer ayetlere bakalım:


Geriye gitmek,geriye dönmek anlamındaki açıklamaların olduğu ayetlerede bakalım.

 

            Böylece biz sizi, insanlara şahid /ve örnek olmanız için orta bir ümmet kıldık; Peygamber de üzerinizde bir şahid olsun. Senin üzerinde bulunduğun/yönü, Ka'be'yi kıble yapmamız,

elçiye uyanları, topukları üzerinde gerisin geri dönenlerden ayırdetmek içindir. Doğrusu Allah'ın hidayete ilettiklerinin dışında kalanlar için büyük /bir yüktür. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz, Allah, insanlara şefkat edendir, esirgeyendir. (BAKARA SURESİ / 143)
            Muhammed, yalnızca bir elçidir. Ondan önce nice elçiler gelip-geçmiştir. Şimdi o ölürse ya da öldürülürse, siz topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz? İki topuğu üzerinde gerisin geri dönen kimse, Allah'a kesinlikle zarar veremez. Allah, şükredenleri pek yakında

ödüllendirecektir. (AL-İ İMRAN SURESİ / 144)

            Ve onların kalbleri üzerine, onu kavrayıp anlamalarını engelleyen kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen Kur'an'da sadece Rabbini "bir ve tek" /ilah olarak andığın

zaman, 'nefretle kaçar vaziyette' gerisin geriye giderler.

(İSRA SURESİ / 46)
            /Musa Dedi ki: "Bizim de aradığımız buydu." Böylelikle ikisi izleri üzerinde geriye doğru gittiler. (KEHF SURESİ / 64)
Geriyedöndürme,döndürülmeye zorlanma olarak algılayacak olursak bakmamız gereken ayet de mevcuttur.

            Kitap Ehlinden çoğu, kendilerine gerçek /hak apaçık belli olduktan sonra, nefislerini /kuşatan kıskançlıktan dolayı, imanınızdan sonra sizi inkâra döndürmek arzusunu duydular.

Fakat, Allah'ın emri gelinceye kadar onları bırakın ve /onlara ne sözle, ne de eylemle ilişmeyin. Hiç şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir. (BAKARA SURESİ / 109)
           Şüphesiz /Allah, onu yeniden-döndürmeye güç yetirendir. (TARIK SURESİ / 8)
     Peki bu geriye gidişte kandırılma mümkün değilmidir?
Tabii ki mümkündür.Peki bu kandırılma Fitne ile mümkün olmaz mı?Bu manada fitneyi yorumlar isek,yine Kur'an'da bahsedildiği üzere,onlar istemedikleri halde hak geldi denmesi geriye giden

zamanı yani haktan olan Kur'an dan evvelki geri zamanı anlatmaz mı?
Tabii ki anlatır,öyle ise bunun içinde ayet mevcuttur.
Öyleyse ayete bakalım....

            Andolsun, daha önce onlar fitne aramışlardı. Ve sana karşı birtakım işler çevirmişlerdi. Sonunda onlar, istemedikleri halde hak geldi ve Allah'ın emri ortaya çıkıp-üstünlük sağladı. (TEVBE SURESİ / 48)
Şimdi ise kendilerine fitne isabet edecekleri kastederek,inançları Kur'an üzerinden olmayıp başka yerler üzerinden olanların kastedildiği açıkolan ayete bakalım.
Yani fitneye kapılarak Kur'an öncesine(İrtica)geriye dönebileceklere uyarı yapmaktadır.Çünki inançları zayıf olduğundan her an geriye Kur'an dan öncesine dönebileceklere bir uyarıdır.

Bakalım:


          İnsanlardan kimi, Allah'a bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir.O, dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır. (HAC SURESİ / 11)

     Peki bu yüce kitap herşeye yer vermiş ise acaba bağımsızlığı başkalarına devretmeye çalışanlara,ekonomik olarak bağımlılığa milletini mahkum etmeye çalışanlara da (AB-D mandacılarına,işbirlikçilere,eş başkanlığa soyunanlara)birşeyler söylemiş olamaz mı?
Tabii ki buna da yer vermiş ve ekonomik ya da sayıca,malca daha gelişkin olanlara aldanmayın diye de ikaz mevcuttur.öyle ise buna da bakalım.

 

             Bir ümmet diğer bir ümmetten /sayıca ve malca daha gelişkindir diye, yeminlerinizi kendi aranızda bir bozuculuk unsuru yaparak, ipini kuvvetle eğirdikten sonra bozup-çözen gibi olmayın. Şüphesiz Allah, sizi bununla imtihan etmektedir. Kıyamet günü hakkında ihtilafa düştüğünüz şeyi size muhakkak açıklayacaktır. (NAHL SURESİ / 92)

     Değerli dostlar,ey iman edenler,ey milli birlikten bahsedenler,ey vatanı uğruna canını seve seve feda edenler ve etmeye hazır olanlar,
Demek ki kandırılıyoruz.......
Demek ki biz Kur'an-ı Kerim'i okumadığımız için kandırılmaya herdaim müsait durumdayız.
Bu milletin düşmanları aynı zamanda yüce dinimizin de düşmanlarıdır.
     İşte Büyük Atatürk burada birkez daha rahmet ve özlem ile anılmayı herzamanki gibi hak etmektedir.Çünki Atatürk'ün izdiği yol da Kur'an ın dışında bir yol değildir.


Tam bağımsızlığı görüldüğü üzere Kur'an da emretmiştir.Bağımsızlığın nekadar değerli olduğunu açıkça belirten bir ayetide paylaşıyım istedim.

 

Hani babasına demişti: "Babacığım, işitmeyen, görmeyen ve seni herhangi bir şeyden bağımsızlaştırmayan şeylere niye tapıyorsun? (MERYEM SURESİ / 42)

 

    Milletinin özgürlüğünü düşünmeyip,kendi ekonomik çıkarlarını düşünenlere,yandaşlarına çıkar sağlayanlara,belli güçlerini kullanarak yoksul milleti yerine ceplerini düşünenlere de yine Kur'an bakınız ne diyor.

 

Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu

yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere /özgürlükleri için veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler/in tutum ve davranışlarıdır. İşte

bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır. (BAKARA SURESİ / 177)

Herzaman söylüyorum ki Allah(cc)bir yerde söylediğini başka bir yerde yalanlamaz,şifrelemez,ona kulluk edenleri şaşırtmaz-yanıltmaz-yanılgıya sevk etmez,onların anlaması ve sık sık müraccat etmeleri için bu kitabı yollamıştır.
Birileri birilerine karşı ticaretini yapsın diye değil,doğruyu anlasınlar idye indirilmiş bir kitaptır.
Ama FURKAN'dan,Ilımlı Kur'an dan,uyduruk hadislerden,mandacılıktan bahsedenlerin tanrıları da,kitapları da herzaman farklı konuşur,farklı söyler,her çeşit tiçari,siyasi çıkar ilişkilerinde onların kaynağıdır.


Son zamanlarda eski siyasilerin bir kısmı günah çıkartırcasına itiraflarda bulunmaya başladılar.
Örnek olarak bir Süleymen Demirel,Bir besim Tibuk,vs..ler verilebilir.Hatta Erbakan ve taraftarı bazı ileri gelenler dahi biz ne yaptık demeye başladılar.
Şimdilerde sık konuşulan konu,inancım gereği başımı örtüyorum olmaktadır.
Nasıl bir inançtır ki başını ört emri algılıyorsunuz?
Nerede başını ört denmiştir?Tabii ki parantez dışındaki kur'an dan bahsediyorum.
Birileri çıkıyor,Türkiye İslam ülkesi değil" diyor.Haliyle de radikal İslam'ın yıllardan beri bu topraklarda "Türkiye darül harptir, dolayısı ile Müslümanların sistemle savaşması gerekir" demesine de haklı bir gerekçe verilmiş gibi sunuluyor.
Bu gidişat ile İslam Hukuku'nun hiçe sayılmaktadır. İslam fıkhına göre "Bir ülke ya İslam ülkesi olur (Darül İslam) ya da "öteki" olur." Yani Darül Harp.
İşte nereye kadar gidiş yapılabileceğini görüyormuyuz?
Şimdi en başta iddia da bulunduğum kısma dönelim.
Yani Kur'an'ın allah(cc)ile savaş içinde bırakılma çabaları iddiama.
Tüm kitab-ı mukaddesi getirip bir baş örtüsüne sıkıştıranlara hemen üstte yine kur'an kendi dili ile geriye gidiş için neler demişti izah etmiş idim.
Öyle ise Kur'an nasıl olurda baş örtme konusunda geriye gidişi emereder diyebiliriz ki?Bu açıkça şirk değilde nedir?
Bakınız burada baş örtmenin geçmişi ile ilgili bir alıntı yapalım ki ne dediğim tam anlaşılsın.

Türban, kara çarşaf ve benzeri kadın giysileri ile ilgili kurallar, İsa'dan önce yaklaşık 1500'lü yıllarda tarih sahnesinde gözüken ve yine İ. Ö. 1000- 800'lü yıllarda büyük militarist bir güç olan acımasız Asuri İmparatorluğu'nun yasalarında vardı. Bu dehşet verici yasalar, İ. Ö. 1925 yılında tahta oturmuş ünlü Babil kıralı Hammurapi'nin el- kol kesmeyi içeren yasalarından dahi geriydiler. Evli kadınlar için türbanı, benzeri örtünme yöntemlerini veya hatta çarşafı zorunlu kılan Asur yasaları, bölgede kadın- erkek ve diğer toplumsal ilişkilerin düzenlenmesinde bir geriye dönüşü simgelemekteydiler...
Carl Grimberg (1875- 1941), 1906- 09 yıllarında Göteborg Üniversitesi'nde doçentlik yapmış çok değerli bir tarih öğretmeni, yazar ve yayıncıdır. Alabildiğine ağır bir emeği gerektiren araştırma ürünü değişik eserlerinin yanında Grimberg, ilk cildi 1926 yılında tamamlanıp ertesi yıl basılan -kültür ağırlıklı- 14 ciltlik bir dünya tarihinin de büyük bölümünün yazarı ve eserin tümünün redaktörüdür. Kıt zaman içinde değişik kaynaklara giderek bu metni uzatmamak için, sadece Carl Grimberg'nin "Världshistoria- Folkens Liv och Kultur" (Dünya Tarihi- Halkın Yaşamı ve Kültürü) adlı 14 ciltlik yapıtının 1'nci cildindeki Asuri İmparatorluğu'nun yasaları ile ilgili bölümleri burada özetleyerek, türbanın ve kara çarşafın geçmişi hakkında bilgi vermeye çalışacağım. Ve şüphesiz herkesin rahatca anlayabileceği gibi Grimberg, İsa'dan bin yıl önceki sözkonusu toplumsal kültürü anlatırken, ne İslamiyet'i ve ne de günümüzde Türkiye'de yaşanmakta olan çılgınlıkları ve İslam ticareti ile maskelenmeye çalışılan büyük toplumsal ihaneti aklının köşesinden geçirmemiştir. Araştırmasını herhangi bir politik kaygı taşımadan sadece bilim aşkı ile özgürce yapmıştır. Kısacası Grimberg, günümüzde moda olan Washington merkezli İslam karşıtı akımların ve bunun ayrılmaz bir parçası olan İslam ticaretinin tamamen dışında bir bilim adamıdır, sadece ve sadece gerçeğin tarihsel köklerini araştırıp göstermeye çalışmaktadır.

Değişik tarihçilerin verdikleri bilgilere göre, Babilliler gibi semitik bir halk olan Asuriler, batıdan, Suriye çöllerinden at sırtında bölgeye gelip yerleşmişlerdir. Ve onlar, 1'nci Babil (aynızamanda başkentleri'nin adı = Babylon = Tanrının Kapısı) devletinin kültürel mirası üzerine alabildiğine ataerkil, katı acımasız insani ilişkileri içeren bir toplumsal sistem kurmuşlardır. Tüccar ve militarist bir imparatorluk, medeniyet geliştirmişlerdir... Örneğin, farklı tarihçilerin verilerine göre, İsa'dan bin yıl önce Asur ordusunun kullanmış olduğu silahlar Ortaçağ Avrupası ordularının silahlarından geri değildir.
Yazının devamı için bakınız.
http://ahmetdursun374.blogcu.com/1248998/
 Demek ki başörtmek vardır demek açıkça kur'an tarafından söylenmiyor ancak söyleniyormuş gibi yutturulmaktadır diyebilirmiyiz siz karar verin.

Unutmayınız ki,siz inançlarınızın aslını bilmedikçe size yutturulanları inanç diye verilenleri anlamadan allah(cc)kavramını anlamanıza imkan yoktur.

saygı ile...

Ahmet Dursun 



--
http://ahmetdursun374.blogcu.com/
Bilginin arşivlendiği yer. __._,_.___

Sema Karaoglu, Founder               Meltem Birkegren, Director
www.DofA.org
www.wearetheturks.org

Daughters of Atatürk is proud to promote Turkish Heritage across the globe. Mustafa Kemal Atatürk shaped the legacy we proudly inherited.
His integrity and dynamism and vision constantly inspires us. We are thankful to him for walking the untrodden path, achieving the unimaginable dream, living the eternal vision. We are the Turks, we are the future of Turkey.




Your email settings: Individual Email|Traditional
Change settings via the Web (Yahoo! ID required)
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch to Fully Featured
Visit Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use | Unsubscribe

__,_._,___

Hiç yorum yok: