19 Şubat 2008 Salı

[Daughters_of_Ataturk] Alatli







 
Alatlý'nýn yazýsýna Zaman'dan engel
Alev Alatlý'nýn 'türban' konusundaki yazýsý 'Okurumuz buna hazýr deðil' gerekçesiyle yayýmlanmadý. Alatlý, 'Yazýda istediðim 'býrakýn kadýnlar konuþsun' demekti' dedi

ÝSTANBUL Milliyet

Zaman gazetesi, yazar Alev Alatlý'nýn "türban" konusunu iþleyen "Ýçerden mýrýldanmalar" baþlýklý yazýsýný yayýmlamadý. Alatlý yazýnýn ana temasýnýn 'býrakýn kadýnlar konuþsun' olduðunu söyledi.
Alatlý, 15 Þubat 2008 Cuma günü yayýnlanmasý gereken yazýsýný her zaman olduðu gibi perþembe günü gazeteye gönderdi. Bir süre sonra sayfa editörü Alatlý'yý arayarak yazýyý yayýmlayamayacaklarýný belirtti.
Alatlý geliþmeyi þöyle anlattý: "Sayfa editörü 'bizim okurumuz buna hazýr deðildir' gibi bir gerekçe gösterdi. Benim, yazar çizerle sürekli kavgam 'okurlarýnýzý küçümsüyorsunuz' konusunda olmuþtur. 'Okuru küçümsemeyin, oto sansüre girmeyin' deyip, okur anlamaz türü laflara hep karþý çýkmýþýmdýr. Kendi kitaplarýmda da çýtayý yükseltirim. Hiç de zararýný görmedim."
Türban 'yumuþak karýn'
Zaman'da yaklaþýk dört yýldýr yazdýðýný ve ilk kez böyle bir durumla karþýlaþtýðýný anlatan Alatlý, "Ben muhalif bir yazarým, hep de muhalif oldum. Türban konusu 'yumuþak karýn' olduðu için yazýmýn yayýnlanmadýðýný düþünüyorum. O korkutucu. Yaþanan durumu, ülkenin bütününde olup bitenin tezahürü olarak gördüm. Bu kadar hadise oluyor, bu da bu hadiselerin içinde bir tanesi. Yazýda bütün yapmaya çalýþtýðým 'Allah aþkýna býrakýn kadýnlar konuþsun' demekti. Yazýnýn yayýmlanmayacaðýný duyunca sadece 'fesuphanallah' dedim" diye konuþtu.
Alatlý'nýn dertleþmek için kendi okur grubuyla paylaþtýðý ve Zaman gazetesinin yayýmlamadýðý yazýsý özetle þöyle:


Ýçerden mýrýldanmalar

Gözlemlediðim odur ki, korkutan tülbent deðil, türban. Niye, çünkü, derin belleðimizdeki hayýrhah kadýnýn uzantýsý tülbent. Döner yara sarar, döner kýrýk kol baðlar, döner sancýlý baþý sýkar... hastanýn terini siler, yavukluya armaðan olur, hasreti iyileþtirir. Nurani yüzleri çevrelerken anýlýr...Türban öyle deðil. Çünkü, türban, Ýslâmi tesettüre iliþkin en katý (dilerseniz, en erkeksi) yorumun benimsendiðinin ilâný hüviyetindedir; ve dolayýsýyla, kadýna iliþkin tüm diðer yorum ve kurallarýn da kabullenildiðini ima eder. Bunlarýn arasýnda kötülük, fitne ve uðursuzluk kaynaðý olmamýzdan baþka, dinen ve aklen dûn (eksik) yaratýldýðýmýz, namazý bozan köpekler ve eþeklerle bir tutulduðumuz þeklinde...haysiyetimizi rencide eden yorumlar vardýr. Türban, bu yorumlarýn zýmnen kabulü olarak görüldüðü için korkutur.
Kadýn/ana koþulsuz sevginin simgesidir...Hiç bir ideolojinin yada toplumsal kurgunun ya da inancýn selâmeti anayý çocuklarýný feda etmeye iknaya yetmezken, kadýn, pederþahi kurallarýn inþa ettiði dünyanýn iflâh olmaz muhalifi olarak tebarüz eder. Bu iflâh olmaz muhalif, yeri geldiðinde tüm kurallarý çiðneyecek, oðlan ya da kýz, suçlarý ne olursa olsun, doðurduklarýnýn esenliðini saðlamaya çalýþacaktýr. "Aðlarsa ana aðlar gerisi yalan aðlar" olgusu, kadýn unsurunun beþere sunduðu eþsiz sýðýnaðý minnetle ulularken; kadýnýn kendisi yeryüzünde gözlenen tüm karýþýklýklarýn (fitnenin) müsebbibi olarak takdim edilir, dünya kurulalý beri.
Hint'in kutsal metinlerinde, "doðuþtan düþüncesiz ve hilekârdýr" kadýn... Buda, öðretisini sulandýracaklarý için kadýnlarýn rahibe olmalarýna karþýdýr. Ortodoks Yahudi erkeklerinin sabah dualarýndan biri, "Beni bir kadýn olarak yaratmayan Kâinatýn Yaratýcýsý Efendimize hamdolsun."... Hýristiyan geleneðinin baþat bileþeni, kadýnýn kötülük, ayartma ve günahla özdeþleþtirilmesidir... Hayrýn ve þerrin, cinslerdeki karþýlýklarý erkek ve kadýn olarak belirlenirken, yeryüzüne kötülük bulaþtýrdýklarý gerekçesiyle kadýnlardan topluca tövbe edip, günahlarýný affettirmeleri talep edilir... Ýslam'da, "Ümmetim için kadýn fitnesinden daha büyük bir fitne kaldýðýný bilmiyorum" mealindeki cümlenin Hazreti Muhammed'e ait olduðu bildirilir. "Allahým bizi kadýnlarýn þerrinden, fitnesinden ve onlarla imtihan olup kaybetmekten koru" mealindeki duanýn(3) varlýðý, semavi dinlerin ortak tutumlarýnýn yansýmasý olarak belirir...Öte yandan, 1900'lü yýllarýn baþlarýna kadar medeni dünyanýn hemen her ülkesinde bir eþ, kocasýnýn gölgesi, uzantýsý, parçasý olan kadýn, dünyayý saran deðiþimden nasibini alacaktýr. "Yeni kadýn" erkeðin bir refleksinden ibaret olmayý kabullenmeyen, yardýmcý oyuncu rolünü reddeden, kendisine ait bir içdünyasýna sahip, coþkulu, baðýmsýz, özgüven sahibi, yaþamýný bir baþýna sürdürmeyi göze alabilen kadýndýr.
Yeni kadýn, erkeðin ne gönlüne ne de aklýna hitap eder. Erkek cinsinin en duyarlý zümresi iken þairler, yeni kadýný ne görürler, ne duyarlar, ne anlarlar, ne de ayýrt ederler... Edebiyat, ihanete uðramýþ, terk edilmiþ, acý çeken kadýnlar, intikamcý zevceler, büyüleyici aþifteler ya da iradesiz, renksiz, sade, þirin kýzlar üretmeyi sürdürür...Yaþý ne olursa olsun, erkeðin kanatlarýnýn altýnda olmayan kadýn, ana muamelesi görür. Özetle, kadýnýn ne olup olmadýðý erkekler tarafýndan kadýnlar üzerinden tartýþýlan bir süreç olmaya devam eder; günümüzde türban meselesinde gördüðümüz gibi...
Yeni kadýnýn tecrübesi, yeryüzündeki yaþamýn somutta ispatlanan aþkla ayakta kaldýðý þeklindedir, yasalarla deðil... Gerektiðinde baþ örten, gerektiðinde yara saran tülbent, kadýnlara mahsus bilginin kadim nakil aracý olarak görülür. Bu baðlamda, türban, kadýnlýk bilgisinin bastýrýlmasý, diðer bir deyiþle, kadýnýn kadýna ihanetinin dýþavurumu olarak algýlanabildiði için korkutur.
Türk toplumun eriþtiði tarihinin bu noktasýnda, yargýç kürsüsündeki yerini diþiyle týrnaðýyla elde etmiþ yeni kadýn, tanýk mahallindeki hemcinsinin þahitliðini irade ve akýl bakýmýndan erkeklerden daha zayýf olduðu gerekçesiyle reddetmeyi aklýndan bile geçirmezken, dünya ve kâinat görüþünü türbaný aracýlýðýyla ilân eden kadýn yargýcýn vereceði hüküm, erkek cinsi lehine cinsiyet ayýrýmý yapacaðýnýn peþinen kabulü demek olacaðý için korkutur. Benzeri korkular týptan sahne sanatlarýna, öðretmenlikten turizme kadar hemen her uðraþ dalýnda nüksedebilecek; yalnýz seyahat edememekten yönetici kadrolarýndan uzak durmaya varýncaya kadar çok sayýda olasý yasaklar gündemde kalmaya ve ürkütmeye devam edeceklerdir.
Bana sorarsanýz, türban sorunu iþbu "kadýnýn kadýna ihaneti" olarak ifade ettiðim açmazda düðümlenmektedir. Bir kýsmýmýz türbaný egemen erkeklerle kadýnlar aleyhine yapýlan bir ittifak olarak deðerlendirirken, diðer bir kýsmýmýz yasakçýlarla birlikte hareket etmek suretiyle kendilerine tekâmül yollarýný kapayan hemcinslerinin ihaneti olarak görebilmektedirler. Her halûkârda, konu üzerinde tartýþacak, uzlaþma zemini arayacak, meseleyi çözüme ulaþtýrmaya çalýþacak olan kadýnlardýr; kadýnlar üzerinden ahkâm kesen muhalif ya da muvafýk erkekler deðil.



__._,_.___

Sema Karaoglu, Founder               Meltem Birkegren, Director
www.DofA.org
www.wearetheturks.org

Daughters of Atatürk is proud to promote Turkish Heritage across the globe. Mustafa Kemal Atatürk shaped the legacy we proudly inherited.
His integrity and dynamism and vision constantly inspires us. We are thankful to him for walking the untrodden path, achieving the unimaginable dream, living the eternal vision. We are the Turks, we are the future of Turkey.




Your email settings: Individual Email|Traditional
Change settings via the Web (Yahoo! ID required)
Change settings via email: Switch delivery to Daily Digest | Switch to Fully Featured
Visit Your Group | Yahoo! Groups Terms of Use | Unsubscribe

__,_._,___

Hiç yorum yok: